çankayaya yeşil bayrak

26/12/2007 -Kategori: mizah

çankaya irticaya teslim


Hafızlığını tamamlayan Ali Babacana verilen hafızlık beratı bu günün en ilginç fotoğrafıydı..

İşte seksen yıllık kaleye çekilen bayrak...
Yeşil bayrak buraya girmesin diye yıllarca dövündük durduk ama bir gece ansızın bayrak çankayaya çekildi..
kahır anı...

Çankaya köşkünde Büyükanıta karşı zafer işareti yapan Kral "Yeşil bayrağı burada dalgalandırdık,naaber" anlamında muzip şekilde zafer işareti yapıyordu.
Büyükanıt paşanın orada bulunmasına anlam veremedim.
Zaferi tastiklercesine o da zafer işareti yaptı..
Ah Yaşar Paşa, yoksa sen de mi..

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Türkiye'nin yüzde yetmişi cemaatçiymiş, peh!....

26/12/2007 -Kategori: mizah

Türkiye'nin yüzde yetmişi cemaatçiymiş, peh!....



Hakan Ünsalın geçen gün yaptığı açıklamalar Türkiyede gündemi sarstı..
Sarsıntılar devam ediyor..
Beyaz Türklerin temsilcilerinden Faltaylıya vermiş veriştirmiş..

Namazda kıldık,şampiyonda olduk..
Oruçta tuttuk,uefa kupasınıda aldık..
Sarıkta bağladık dünya üçüncüsüde olduk..

Şarkısını bestelemiş Hakan Ünsal bu arada.
Bayağı tuttum şarkıyı..
Hit olur bence , yalnız bir ped reklamını hatırladım nedense
ama önemli değil tabii....
Ancak en ilginç açıklmalar bundan daha sonra geliyor..
Türkiyenin yüzde yetmişi bir cemaate bağlıdır demesi beni şaşırtttı.
Acaba bu rakam bu kadar yüksek mi
Hemen fikirsiz babıali gaztecileri gibi yaptım seçim sonuçlarına baktım..
Yüzde 47 kayıp kitle...
Zaten bir cemaatın desteği ile aldılar bu oyu..
Cemaatin adı dilimin ucunda da söylersem sanki kendimi adliyede ifade verirken bulacakmışım gibi bir his var içimde..
A tipi miydi, B miydi, C miydi neydi..
Neyse geçelim

70-47=23

Peki bu 23 kimden diye araştırırken şu bilgi gözüme çarptı;

MHP'lilerin menzil şeyhine sempati duyduklarını pek çoğunun bu tarikata bağlı olduklarını maalesef öğrendim..
Özellikle Muhsin Yazıcıoğlu gibileri bunu hiç saklamıyorlardı..
İşin ilginç tarafı Menzil şeyhi aslında Kürttü..
Bugün Türk Kürt kavgası çıkamak isteyen ulusalcı dangalakların en çok ümit besledikleri kitlenin mensup olduğu şeyhin kökeni beni şaşırttı..
Azizim bu ulusalcılara burada da ekmek yok...
Onlar liderleri doğu perniçeke talim etmek zorundalar..
zaten devlet bey bahçelide onları seçim sonrası şaşırttığında anlamıştım bu işin içinde başka bir iş var diye..
İnsan araştırınca neleri buluyormuş meğer..

23-15=8

Efendim kaldı sekiz.
Sekizi ararken dehşete düştüm;
Meğer Demokrat Partiyi Süleymancılar desteklemiş ve bunu alanen ilan etmişler..
Yeni Asya grubu ise zaten bu partinin tabanı imişler...
8-5=3
Kaldı üç;Listede üçün nereden geldiğini araştırırken gözlerim faltaşı gibi açıldı;zira burada bir zmanların en tehlikeli grubu dediğimiz,başbakanlıkta şeyhlere iftar verdiği için apar topar iktidardan indirip partisini kapattığımız erbakan hoca yok muymuş...
meğer üçüm iki tam onda yedisi bu cemaatin oyları imiş..
3-2,7= 0,3
Evet hakan ünsalın zaten olayı abarttığını tahmin etmiştim..
bu 0,3 eksik nereden, bu kadar abartma olur mu?
Açıkla bakalım Hakan Ünsal bu 0,3 kim?




ilgili haber:
Önce sarı-kırmızılıların eski yöneticisi Fatih Altaylı, Yeni Harman dergisine verdiği röportajda “Galatasaray'daki son tarikatçı Hakan Ünsal'dı, onu da ben yolladım” dedi. Ünsal da bu sözlere, “Dini inancımdan dolayı kovuldum. Altaylı, 'Tarikatçı futbolcu' yakıştırmasıyla neyi kastediyor? Türkiye'de insanların yüzde 70'i bir cemaate bağlı ya da gönül bağlılığı var. Bu tarikatçılıksa, kabul. Zaten buyum da” sözleriyle yanıt verdi. Futboldan koptuktan sonra spor yorumculuğu yapan Hakan Ünsal, o süreçte yaşananları ve bunca yıl neden sustuğunu VATAN'a anlattı...
http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=140143za

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Mahalle baskısı uzayda bile olur..

26/12/2007


Bir Malezyalı astronotun uzaya çıkacağını duysanız aklınıza gelen ilk soru ne olurdu?

a)Bizimkiler ne zaman gidecekler?

b)Bu irticacıların da sızmadıkları yer kaldı mı?

c)Mahalle baskısı uzaydan hissedilir mi?


Hürriyet gazetesi Malezyalı astronot Muzafferin uzaya çıkacağını haber yapmış ama nasıl?


Uzayda oruç tutacak

Malezyalı astronot Muszafar Shukor, dünkü basın toplantısında “Uzayda Allah’a daha yakın olacağım” dedi.
Fotoğraflar için tıklayın...
Malezyalı astronot Muszafar Shukor’un, bugün başlaması planlanan uzay yolculuğu, Malezyalı yetkililerin uzayda nasıl ibadet edileceğine dair bir kitapçık hazırlamasıyla dünya gündemine gelmişti.
Uzayda kıblenin nasıl bulunacağı, oruç ve namaz saatleri hakkında yorumlar yapan kitapçıkla ilgili tartışmaların ardından, Shukor da dünkü basın toplantısında “Uzayda Allah’a daha yakın olacağım” dedi.
Heyecanlı olduğunu söyleyen Shukor, “Uzaya giden Müslüman olmak tüm İslam alemi karşısında önemli bir sorumluluk. Allah katına yakın olacağım ve kendimi ona daha yakın hissedeceğim. İnşallah döndüğümde de bu duygularımı dünya Müslümanlarıyla paylaşacağım” diye konuştu.
Birlikte uzaya çıkacağı Rus Yury Malenchenko ve ABD’li Peggy Whitson ile kameraların karşısına geçen Shukor, enfeksiyon kapmamak için basın toplantısını bir camekanın arkasından yaptı. Malezyalı astronot, uzayda nasıl ibadet edeceğine yönelik sorulara da “Bir yolunu bulacağımdan eminim” yanıtını verdi.

Kaynak...Hürriyet.

Ramazanda başlanan bu uzay seferinde yolcu Malezyalı olunca Hürriyetin aklına sadece bu sorular gelmiş...

Meşhur denizin üzerinde yürüryen başbakanın ertesi günkü manşetlerde "başbakan yüzmeyi bilmiyor" şeklinde yansıması gibi bir şey..

Elin malezyalısı uzaya astronot göndersin biz,hala türban,başörtüsü, anayasa,tartışmaları ile milletin gözünü oymaya devam edelim.

Yökümüz "irtica" dışında hiç bir varlık göstermesin,hiç bir açıklama yapmasın.

Bizde "zenginin astronotu züğürdün çenesini yorar" hesabı onun haberini "malezya ve mahalle baskısı" eşliğinde verelim buyurun...


Tabi uzaya ramazan henüz ulaşmadığından,

Ramazan önce dünyamızı şereflendirip daha sonra uzaya uğradığından

Malezyalı asronot uzaya varır varmaz üç aylar orucuna başlayacak.

Derhal diğer iki astronota mahalle baskısı kurarak onlarıda oruç tutmaya zorlayacak.

Belkide bir oruç polisi götürüyordur yanında..

Malezya hükümeti tahsisli,kadrolu bir oruç polisi..

İftar ve sahurlarda bir davulcu tahsis edilecek mi?

Oralarda iftar çadırı bulabilecek mi gariban?

Teravihlerde bir jet imama bulabilecek mi?

Uzay seyahati boyunca namaz kılacağından nöbetlerden mi kaytaracak acaba?

Halbuki nöbette bir ibadettir ne gerek var canım ibadete değil mi?

Oradaki tim komutanıda "namazlarını kılma, günahı varsa benim boynuma yazılsın"

der mi acaba?

Aslında bizim Yökümüz malezya üniversitelerini kendine denk saymamakta ne kadar haklıymış!

Adamlar uzaya bir astronot gönderecekler bir yığın problem peşlerinde..

Millet orada bilimle mi uğraşsın, malezyalı astronotun ibadetinemi kafa patlatsın canım?

Bu malezyalı eminim oraya bir ibrikle bir peşkir götürecektir.

İbriğini Amerikan Peşkirini Rus tutacak.

Seccadesini Amerikalı serip tesbihini Rus sunacak..

Kesin baskı kurar onlara..

Şeyh falan olmasın hizmetinde çalıştırmasın Amerikalı ve Rusu...


Bu malezyalılar ne zaman bizi geçipte uzaya astronot gönderdiler..

Malezyada YÖK vb gibi kurum ve kuruluşlar yok mu da böyle birini uzaya gönderirler.

Daha çağdaş,bilime inanan,laik birini bulamadılar mı?

Güvenlik soruşturmasında bu bilgiler çıkmamış mı?

İşte Malezyalı astronotun Hürriyete yansıyan haberi böyle..

Mahalle baskısı uzayda bile olur

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

bıyıksızlık özlemi

26/12/2007 -Kategori: mizah

Medyamızda bir bıyık muhabbetidir gidyor.
Erdoğan ve Gül daha yakışıklı,daha çağdaş olup memleketimizi daha güzel temsil edebilmeleri için bıyıklarından kurtulmalı
ve uygar milletler seviyesine böylece kestirmeden ulaşmalıymışız.

Daha önceki bıyıksız başbakan ve cumhurbaşkanlarımız beş dakikada ulaşmışlardı bu seviyeye..
Memleketimizin itabarı fevkalade yüksekti bıyıksız başbakanlarımızla
Ama malesef bu ikili bıyıklı olunca birden ani tansiyon düşmesi gibi bir şey yaşandı ve her şey allak pullak oldu.
Ne yapmalı?
Tezelden traş
ve al sana beş dakikada çağdaş uygarlık seviyesi..

Efendim vatan ve milliyet gazetelerimiz resimler üzerinde oynayarak bıyıksız Gül ve eErdoğanın daha yakışıklı olduklarını görmüşler ve bu fikirlerini kamuoyu ile paylaşmak için resimleri çoğaltıp yaklaşık 400 bin nüsha memlekete dağıtmışlar bakın ey ahali allah rızası için matruş halleri daha iyi değil mi diye kamuaoyu yapıyorlar..

Benden minik bir tavsiye neden kendinizi sınırlandırıyorsunuz
yani neden sadece bıyıklarla sınırlı kaldınız..
Bence bir burun estetiği olayına girmeli,
ardından kulak,çene, saç rengi ve benzeri değişikliklerle
Tayyip Erdoğanı Brad Pitt,
Abdullah Gülü de Leonardo Di Kapriyo yapabilirdiniz.
Böylelikle sadece memleketimizde değil dünyada bu iki liderimiz her memlektte başkan seçilirlerdi.
Örnek Amerika başkanlık seçimlerinde Tayyip Erdoğan Brad Pitt haliyle pekala başkanlığı kazanbilir, velevki seçime girmese bile..
Rusyada ise Abdullah Gül Di kapriyo haliyle seçilirdi al sana iki memleket beleşten.
Fazla mal göz mü çıkarır..

Hadi hayırlı traşlar..

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Acı kaybımız:Cem Yılmazı da irticaya kaptırdık

26/12/2007 -Kategori: mizah

Son yılların tartışmasız en beğenilen adamı Cem Yılmaz'ı irticaya kaptırmanın acısını yaşıyoruz.
Cem Yılmazı Hürriyetin acar muhabirleri entarili haliyle zikir çekerken görüntülemeyi başardılar.
Seri şekilde estağfur tövbe çeken cem yılmazın cerrahi tarikatine katıldığı konuşuluyor..
A,B,C,D,E ve F tipi cemaatlerle yakın ilişkisi ise gözden kaçmıyordu zaten..
Bu bizim irtica canavarına kaptırdığımız kaçıncı kurban...

Cem Yılmazın başka bir kanala yaptığı
"Ben 15 yıldır entari giyerim "
açıklaması
ise ne kadar sinsi bir takiyyeci olduğunu gösteriyor...
Ellerinle büyüt besle star yap, her türlü imkanı sun, pohpohla
sonra tarikatçı çıksın..
İnanılır gibi değil..
Bu memleketin çivisi çıkmış arkadaş..

olamaz,olabilmez,olmasın,oldurmayın arkadaşlar
birileri birşeyler yapsın,
Basın olayın üstüne gitsin,
yargıtay zehir zemberek bir açıklama yapsın,
üniveristeler ve yök acil toplantıya çağrılsın,
genelkurmay gece bildirisi yayınlasın..

Bu derin bir hayal kırıklığı..
Şu irticanın da burnunu sokmadığı yer kalmadı kardeşim..
Şimdide mizaha,komedyenlere sardırdılar...
Ne yani artık biz doya doya gülemeyecekmiyiz...
donacakmı o gülümseme yüzümüzde en acısından..
Şu sahneye çıkıpta paşasından,en kıdemsiz erine kadar
herkesi gülmekten kırıp geçiren adam bir tarikatçı haa!


olmaz,olamaz,oldurmayın,olmasın..
birileri birşeyler yapsın;
ne bileyim hürriyete sekiz sütuna manşet olsun,
akreditesi iptal edilsin,
bekir coşkun diline dolasın,
malezya maceraları araştırılsın,
esprilerinde ilke ve inkılaplarla çelişenleri bulunsun,
dediğine diyeceğine pişman edilsin,
üzerine gidilsin,
üniversitelere girmesin,girdirilmesin.
denkliği iptal edilsin

olmaz,olamaz,oldurmayın,olmasın
....

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Türk mühendislerinin mucize buluşu

26/12/2007 -Kategori: mizah

Efendim biz Türklerin aklı sonradan gelir derler malum bir atasözü vardır.
Hatta pek çok millet bu sonraki aklın peşine düşermiş.
Bu mucize buluşta öyle.
Eğer bu buluşu atalarımız daha önce akıl edebilseydi ne gerek vardı onca savaşa diyeceksiniz eminim.
"Hangi mühendislerimizin buluşu?" sorusunu duyar gibiyim.
Efendim bu icat "toplum mühendislerimizin" bir buluşu.
Toplum mühendislerimizin son keşfine göre türban girdiği yerden türbansızlar çıkyormuş.Türban herşeyi kendine dönüştürüyormuş.
Gelin hep beraber bu mucize buluşun doğruluğunda neler olacağını görelim.

Efendim türbanlı bir hanım efendi ile beraber yola çıktınız ve bir kamusal alana duhul ettiniz.
Bu teoriye göre bir kaç saat içerisinde o kamusal alandaki bütün hanımefendiler istemsiz bir şekilde türbana bürüneceklerdir.
Yani yanınızda başörtüsü nevinden bir şeyler götürmeniz salık verilir.
Hanımcağızlara hemen servis yapılmalı.
Malum işte buradaki hanımlarda evlerine gittiklerinde aynı mekanı paylaştıkları hanımları türbanlı yapavcaklarından bir kaç gün içerisnde ol memlekette türbansız hiç bir hanımefendi kalmayacaktır.
Burada etkileşimin daha hızlı olması için terminallerde bu türbanlı hanımların bulunması temin edilirse bir kaç gün zarfında aziz memleketimizde türbansız hanımefendi kalmayacaktır.

Yalnız ufak bir tavsiye;
bu türban mahalle baskısı ile beraber kullanıldığında en etkili çözüm alınır.

Hemen yanıbaşımızdaki ülkeleri fethetmek yada işgal için bundan daha kestirme yolmu olur.
Nereyi zaptetmek istiyoruz; yunanistanı.
Gönderelim derhal beş on türbanlı hanım on gün içinde yunanistanın türbana büünmesi ve Türkiyeleşmesi tamamdır
Yunus emreler,Ahmet Yeseviler bu mucize buluşu keşfetselerdi bugüne kadar zahmet çekip nice nesillerin heba olması önlenirdi değilmi aziz kardeşlerim.
Fatih sultan mehmetin istanbul kuşatmasına ne demeli?
Büyük şahi topları döktüreceğine macar urban ustaya yaptıraydı üç beş başörtüsü ve başarsaydı o zamanın kostantinopluna beş dakkada fethederdi istanbulu başörtüsü ile teslim alırdı.
Hemde bu güne kadar gelen bir azınlıkla uğraşmak zorunda kalmazdı.
Hele Kanuniye,Yavuza ne demeli sen onca yıl git savaş ne gerek vardı kardeşim,
Balkanlarda 500 yıl hüküm sür ve bir türlü bulgar,romen, sırp azınlık kalsın Mümkünmüydü be mahalle baskısı artı türban kullanımı ile böyle bir şey...

Ama geç olsunda güç olmasın.
Şimdiden tezi yok Asya Avrupa Amerika demeyelim
Kuralım ekipleri fethedelim alemi
Kralını tanımayalım
Mahalle baskısı birde türban
Olay basit haydi kolay gele
Ver elini dünya hakimiyeti..
heh heh he..
Peşin parayı görünce nasılda gülersiniz değil mi?

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

malezya polis teşkilatını beyan ider

26/12/2007 -Kategori: mizah

malum veçhile malezya malzemelerini kullnamayadevam ediyoruz..
bu gün malezynın polis teşkilatını tanıtacağız
Efendim malum olduğu üzre malezyada polis teşkilatı beşe ayrılır;
namaz polisi,
oruç polisi,
hac polisi,
zekat polisi ve
kelime-i şehadet polisidir..
tek tek her birini ele alalım;

Namaz polisi; ise altısı içinden altısı dışından olmak üzere on iki çeşittir.
içinden olanlar kıyamı, kıratı,rukuu,sücudu il ahir denetler..
her hangi bir yanlışınızda kafanıza şafkatlice 5 kırbaç vurarak düzeltir..
dışından olanlar ise setri avret,istikbali kıble, vakit, niyet polisleridir ki bu konuları denetler.
bunlar çok daha şedit olup bunları görende mahalli hızla terketmek iktiza eder.
namazı şekil yönünden denetler.
bizdeki anaysa mahkemesine benzer,
size akşama kadar namaz kıldırır.

Oruç polisi ise ramazanda devreye girer..
ramazanda oruç yemeye kalkarsanız,
yemez,yedirmez,falakave benzeri gibi müşfik tedbirlerle kendinize gelmenizi sağlar.

hac poisleri;
sokakta kimi görse zorla hacı yazar yazdırır,
herkesin hacca gitmesini sağlar..
orada milli gelir 20 000 milli gider ise 2000 civarında olduğundan halk aradaki 18 000 ile geçindiğinden param yok numaralarını yemezler.
ilk uçakla hacca gitmek zorunda kalırsınız..
vakıa bu konuyu suistimal edenlerde yok değildir..
bedavadan hacca gidenlerin çokluğu dillere destandır..
Zekat polisi ise herkesin cebindeki paranın kırkta birini tesbir ederek el koyar ve derhalfakir fukara garip gurabaya oracıkta dağıtır..
işbu yüzden malezya ahalisi yanlarında para bulundurmazlar,
halk değişim teorisi ile alışveriş yaparak ül gibi geçinip gider..
kelimei şehadet polisleri ise işleri en kolay olnalardır yoldan eçenleri dururarak bu kelimeleri tekrar ettirirler..
parola gbi bir şeydir
yolda giderken bu polislere raslarsanız,kendinizi bir zikir meclisinde zannedebilirsiniz.
böylelikle halkın nüfusunun hızla müslüman olması bu şekilde sağlanmıştır

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

maa-lezya maa-lezya bulunmaz eşin

26/12/2007 -Kategori: mizah

Aziz dinleyicilerimiz,
bu günkü programımızda edebitımızda malezya konusunu işleyeceğiz..
Malumunuzdurki malezyanın bizim tarihimizde önemli bir yeri vardır.
doğal olarakta edebiyatımızaöylesine nufuz etmiştirki söküp atabilene aşkolsun...
hemen mırıldanalım
şu meşhur türküyü nasıl uzaklaştıabilirsiniz..

Aman malezyalı, canım malezyalı...
Memlekette duramıyom sana dadanalı...

Evet aziz dinleyiciler,
Malezyanın keşfinden sonra memleketini malezya için terkeden bilumum ediplerin dilinden düşüremediği, hemen oracıkta dizilen bu türküden daha iyi hangi cümleler özetleyebilir Malezya aşkını...

Malezyaya gidip oraya vurulan pek çok gencimizin
meşhur şu şarkısını ne yapacağız peki..

malezya yolların taştan,
sen çıkarttın bizi baştan..

kimi şairlerimize ise şöylece ilham olunmuştur:
gezdim diyarı türkü
hep biraneler gördüm
vardım malezya eline
hep başörtüler gördüm..
şairlerimizde malezyaya hayran olmuştur..

Malezyaya gidip dönmeyen gençlere sevgililerinin yaktığı şu türküye ne demeli;

yarim malezyayı mekan mı tuttun,
gördün cariyeleride bizi unuttun aman....

evet bu ciğer yakan türküyü her okuyanda gözler nemlenir..
bir vefasıza bile türkü yakan genç kızlarımızın aşkı ne mukaddestir..

kartele gam düşende
manşete türban düşende
ruhum bedenden oynar
yadıma malezya düşende..

ne içli bir türküdür..

Şu ağıtı nasıl unutabiliriz:
Malezyadan bir haber geldiiii..
Malezyadan bir haber geldiiii.
Dedilerki leyik çökmüş...
Ah leyik,leyik, leyikk...
vah leyik,leyikk, leyikk...
Ben gurabım san leyikk,
Ben heyranım san layik
en az maraş biberi kadar acı bir türküdür..

sadece türkülerimize mi girmiştir

hayır elbette hayır
atasözlerimiz, deyimlerimiz lebalep malezya doludur.
buyurun bir kaçı;
"senin malezyan sana benimkisi bana..."
herkes kendi malezyasını bulur,ne ararsan bulunur bir acip heyuladır o..

"gazte gaztenin malezyasına muhtaçtır"..
malezyaya ekip gönderemeyen,bu yüzden çalıntı haberler yapan gazetelerin dramını bundan iyi hangi cümleler açıklar?
"ana gibi yar olmaz,malezya gibi diyar" güzelliğini anlatmak için..
"yanlış haber malezyadan döner" asparagasların çokluğunu ifade için kullanılmaz mı?bu günde bize ayrılan sürenin sonuna geldik bir başka programda görüşmek üzre aziz dinleyenlerim..

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

maa-lezya maa-lezya bulunmaz eşin

26/12/2007 -Kategori: mizah

Aziz dinleyicilerimiz,
bu günkü programımızda edebitımızda malezya konusunu işleyeceğiz..
Malumunuzdurki malezyanın bizim tarihimizde önemli bir yeri vardır.
doğal olarakta edebiyatımızaöylesine nufuz etmiştirki söküp atabilene aşkolsun...
hemen mırıldanalım
şu meşhur türküyü nasıl uzaklaştıabilirsiniz..

Aman malezyalı, canım malezyalı...
Memlekette duramıyom sana dadanalı...

Evet aziz dinleyiciler,
Malezyanın keşfinden sonra memleketini malezya için terkeden bilumum ediplerin dilinden düşüremediği, hemen oracıkta dizilen bu türküden daha iyi hangi cümleler özetleyebilir Malezya aşkını...

Malezyaya gidip oraya vurulan pek çok gencimizin
meşhur şu şarkısını ne yapacağız peki..

malezya yolların taştan,
sen çıkarttın bizi baştan..

kimi şairlerimize ise şöylece ilham olunmuştur:
gezdim diyarı türkü
hep biraneler gördüm
vardım malezya eline
hep başörtüler gördüm..
şairlerimizde malezyaya hayran olmuştur..

Malezyaya gidip dönmeyen gençlere sevgililerinin yaktığı şu türküye ne demeli;

yarim malezyayı mekan mı tuttun,
gördün cariyeleride bizi unuttun aman....

evet bu ciğer yakan türküyü her okuyanda gözler nemlenir..
bir vefasıza bile türkü yakan genç kızlarımızın aşkı ne mukaddestir..

kartele gam düşende
manşete türban düşende
ruhum bedenden oynar
yadıma malezya düşende..

ne içli bir türküdür..

Şu ağıtı nasıl unutabiliriz:
Malezyadan bir haber geldiiii..
Malezyadan bir haber geldiiii.
Dedilerki leyik çökmüş...
Ah leyik,leyik, leyikk...
vah leyik,leyikk, leyikk...
Ben gurabım san leyikk,
Ben heyranım san layik
en az maraş biberi kadar acı bir türküdür..

sadece türkülerimize mi girmiştir

hayır elbette hayır
atasözlerimiz, deyimlerimiz lebalep malezya doludur.
buyurun bir kaçı;
"senin malezyan sana benimkisi bana..."
herkes kendi malezyasını bulur,ne ararsan bulunur bir acip heyuladır o..

"gazte gaztenin malezyasına muhtaçtır"..
malezyaya ekip gönderemeyen,bu yüzden çalıntı haberler yapan gazetelerin dramını bundan iyi hangi cümleler açıklar?
"ana gibi yar olmaz,malezya gibi diyar" güzelliğini anlatmak için..
"yanlış haber malezyadan döner" asparagasların çokluğunu ifade için kullanılmaz mı?bu günde bize ayrılan sürenin sonuna geldik bir başka programda görüşmek üzre aziz dinleyenlerim..

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

su tasarrufu hakındadır

26/12/2007 -Kategori: mizah

Bugün mesele mühim, aziz Türkiyemiz susuzluk ve kuraklık tehlikesi ile karşı karşıya.



Devlet irilerimiz çıkıp “suyu tasarruf et ey millet,suyumuz tükenmesin olmayalım illet” nevinden hitabelerde, hutbelerde, yada söylevlerde bulunuyorlar.

İzmit’ten bir arkadaşımız yazdıydı.

“Sayın irtica hocam, irtica bu günler için lazım değil elzemdir. Susuzluktan kırılıyoruz. Bu mesele meyanında bir iki kalem yürütseniz içerikli bir mektup göndermişti. Ben dahi hemen o mevzuda yazı yazayım dedim ancak aklıma hemen pirimiz imamı azam Ebu Hanife geldi.

Gelir bir zat derki imama, “ya imam benim uşağın bal yemesi ona zararlıdır. Biz nasihat ettik ancak dinlemedi birde sen söylesen zararını anlatsan da uşak bal yemese” der. İmam derki “ kırk gün sonra gelin” der. Kırk gün sonra geldiklerinde ise imam sadece “evladım bal yeme” der. Ve çocuk o günden sonra bal yemeyi keser . Sorarlar neden o gün bu sade sözü söylemedin de 40 gün bekledi. Derki imam :”Efendim, ben o gün bal yemiştim.kendim bal yiyerek uşağa bal yeme desem sözüm tesirli olmazdı. 40 gün bal yemeyi kestim ve işte şimdi söyleyince tesirli oldu” der .

İşte bende böyle düşünerek su tasarrufu konusunda kendim ve evladu iyalimle beraber tasarruf yaptık. Bizimki 40 gün olmadı ancak ne yapalım bizden bu kadar.

Efendim tedbirler aşağıdadır:

1- Ey Mürteci kardeşim bilirim teheccüde kalkarsın ve tekrar yatıp bir de sabah namazına kalkarsın . Teheccüde kalktığın vakit sabaha yakın vakitte kalk, iki namazı bir abdestle kıl,tasarruf et ve illa teheccütten sonra dua et “ey rabbül alemin ülkemizi kuraklık ve susuzluk belası ile imtihan etme.”

2- Bakan beyefendi derki traş olurken suyu açık bırakma. Diş fırçalarken yarım saat suyu boşa akıtma. Malumumdur ki sen misvakla dişleri temizlediğin için hem misvak daha iyi temizler hem de su israfını önler. Traş gibi bir derdin yoktur zira sakallısın, o senin heybetin ve ziynetin. Bu konuda seni ilgilendirmiyor. Amma sen ne yapmalısın; “abdest alırken deli gibi namaz kılarken veli gibi” sözünü uygulayarak, abdestini hızla al ve dahi suyu israf etme.

3- “Abdest üzerine abdest nur üzere nurdur” amenna. Ancak su sıkıntısı olduğunda tasarruf gerektir ey azizler. Ol sebepten iki namazı bir abdestle kıl. Sabahla teheccüt, öğle ile ikindi ve akşamla yatsıyı bir abestle kıl. Ta ki hem su israfını engeller hem de vakitten tasarruf eder, yatsı namazını tembellikle geciktirmezsin. Zira yatsıyı vaktinde kılarsan 13 rekat, bir saat sonra kılarsan yirmi üç rekat, iki saat sonra kılarsan 33,(43 53 diye gider) rekatmış gibi nefse zor gelir. Ol sebepten yatsıyı vaktinde kılmış olursun.

4- Ey kuran kurslarında okuyan gençler, delikanlılar. Bu söylediğim size zor gelecek biliyorum ama böyle sıkıntılı zamanlarda zorluklara katlanmak lazımdır. O da şudur. En sevdiğiniz oyun olan su savaşını muvakkaten terk ediniz. Şimdilik barış ilan ediniz ve illa yağmurlar başlayıp barajlar dolunca bu sevimli oyuna devam edersiniz. Amma şunu asla ihmal etmeyiniz ki her zaman rabbimize dua ederek ya rabbel alemin şu sevimli oyunumuzu oynamamıza engel olan kuraklık ve susuzluğu memleketimizden gider deyu dualar ediniz. Zira masumların duaları kabule daha yakın olur.

5- Ey benim zikirlere iştirak eden dostlarım. Zikir esnasında çaylarınızı iki bardaktan fazla içmeyiniz. Suyu da yarım bardak isteyiniz. Suyu üç nefeste besmele ile içseniz o dahi susuzlunuzu alır ve çayı da yavaş yavaş içseniz o da sizin hararetinizi alır. Zira malumdur ki çay müdrirdir. Ayakyoluna tez gitmek iktiza eder. O dahi sık sık yapılsa israf olur. Ve illa sizlerde zikirlerinizde dualar etmeyi ihmal etmeyiniz.

6- Pikniğe gittiğinizde orada yağmur dualarını ihmal etmeyiniz, Ey sofiler. Zira bu millet dua etmeyi unuttu. Siz dahi unutsanız rabbimiz niçin yağmur verecek. Ve dahi fiili dua olan ağaç dikmeyi de ihmal etmeyiniz. Zira mahlûkatı dualara ortak edersek dualarımız kabule karin olur. Bir peygamber halkı ile beraber yağmur duasına gidiyordu. Yolda gördü ki bir karınca sırtüstü yatmış hararetten ıztırar ile yalvarıyor. Ya rab yağmur ver diyor. Ol peygamber ol mahlûkun duasın gördü kavmine dedi dönün ey ahali Allah yağmur verecektir. Ve şehirlerine girmeden ol beldeye yağmur geldi. İşbu sebepten sair mahlûkatı da dualarımıza ortak edelim demek her bir ağaç bir yağmur duasıdır ki bizim bedelimize dua eder. Biz unutsak dahi onlar unutmaz. Ve her bir hayvanat dahi böyle dua eder.ol sebepten beldemizdeki bitki ve hayvanata böyle muamele edelim.

Bilemeyiz rabbimiz onların hürmetine bizlere de yağmur verir.

Son söz: Tasarruf ey azizler.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

AYNIYLA VAKİ

bizzat yaşadığım yada yaşayanlardan dinlediklerim

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro