ahmet altanın bayram vaazı
26/12/2007 -Kategori: mizah
Arefe günü sabah telefonum çaldı.
Telefondaki eski bir arkadaşımdı.
“Hocam öyle bir derde düştük ki sorma”
” Hayırdır” dedim, anlattı.
Bizim acar muhabirlerden birisini Ahmet Altana ropörtaja gönderdik .
Hanımefendi merkez vaizliği teklif etmiş Ahmet Altana.
O da “en büyük hayalimdi” diyerek kabul etmiş.
Topuda bize attılar, gözünü seveyim şu işi bir hallet.
Ben de “meraklanma halllederiz” dedim .
Ahmet Altan ve vaaz. Şimdilerde moda tabii.Takva filmi yaparlar zikre katılırlar. İyi gene Ahmet Altan vaaza katılacak. Derken jeton düştü. Adam vaaz vermek istiyor.
Hemen konuyu Mustafa Çağrıcıya açtım.
Azarlayacağını biliyorum da “ne yapalım ben elçiyim elçiye zeval olmaz” dedim. Mustafa hoca kibar adamdır.
Hemen reddetmedi. Ancak bazı şartlar koştu.
Dedi “bilirsin irtica kardeş, bizim bu vaaz ve hutbelerden çok dilimiz yandı. Şimdi hocaları üfleyerek yiyoruz.
Merkezi vaaz icat ettik.
Hata olmasın Türkiye irtica nöbetine girmesin diye.
Mademki bu kadar önemli senin için sen ücra köşede bir tarihi camiye götür Ahmet Altanı.
İyice de anlat kuralları, başına neler geleceğini, başımıza neler getireceğini.
Sana güveniyorum ama benim olaydan haberim yok tamam mı bir şey olursa birbirimizi tanımıyoruz.
Ben çıkar televizyonda size verir veriştiririm”.
Orayı böylece halletikten sonra sıra Ahmet Altana geldi.
”Vaaz işi tamam,sabah altı buçukta seni evin önünden alırım” dedim.
“Çok erken değil mi? “dedi.
“hayır tam vaktidir” dedim.
“ben son ondakika çıksam vaaza” dedi.
bende” hocam” dedim “assolist misin sen, son on dakika çıkacak”.
Bu kadar cehalete pes dedim içimden.
Kaybetmezsek bulduk dedim “hani araya bir iki ilahi felan alsak benim söyleyeceğim azami on dakika “dedi.
Neyse lafı uzatmayalım: ” sen altıbuçukta hazır ol hazır ol “dedim.
Sabah erkenden evinin önüne vardım aldım hocayı.
” Gusul, abdest var mı?” dedim
“Aldım elbet, biz gavurmuyuz o kadar biliyoruz” dedi.
Neyse terse gitmeyeyim dedim, başladım anlatmaya.
“Hocam bu vaaz işleri senin bildiğin gibi değildir.
Safların ön sıralarında cemaatın ileri gelenleri oturur.
Onlar vaaz dinleme profesörüdür.
Yıllarını bu işte ihtisas yaparak geçirmişlerdir.
Maazallah yanlış bir iki şey söyledinmi adamı rezil ederler, hiç affetmezler. Onlara biz sıradan birinci şube, ikinci şube, üçüncü şube diyerek hitab ederiz.
Her birisi kendi ihtisasına göre sizin vaazı değerlendirir.
Ama en tehlikeli vaazlar bayram vaazlarıdır.
Zira o gün camiye yılda bir iki defa gelenler gelir ve “kesin hoca bize atıp-tutacak , devlet aleyhinde konuşacak, şunun sözlerinin iyice bir inceleyelim, bir iki netameli cümle bulalım da;hem hocayı aleme rezil edelim hem de bir sene daha camiye gelmememe bahanemiz olsun” düşüncesinde vatandaşlarımız vardır. Sakın bunları pimpiriklendirecek bir şeyler söyleme.
Ahmet Altanı Mehmet altan tanımazlar zaten.
Vallahi Türkiyeye reklam oluruz” diye anlatıyorum.
Ben kendimden geçmişim de baktım ki Ahmet hocada kendinden geçmiş.
Beni hiç dinlemiyor , olaya konsantre bir vaziyette, kendinden geçmiş.
Eyvah dedim anlattıklarım boşunaymış, adam kafasında anlatacaklarını kurmuş bile.Bakalım bir şenlik olacak ama hayırlısı dedim.
Camiye vardık hocayı kürsüye buyur ettim.
Cami hınca hınç dolu.
Hoca kürsüye çıktı.
Başladı vaaza:
“Muhterem Müslümanlar” dedi “eyvah” dedim “duaları yazıp vermeyi unuttum kimbilir cemaatten ne zılgıt yiyeceğiz”
neyse başladı konuşmaya
“bu gün bayram konumuz şefkat
şefkat kainatın yaratılış gayesi, şefkat etmeseydi rabbimiz bizi yaratırmıydı?
Annenin şefkati olmasa evlatlar büyürmüydü”
oh dedim gayet iyi götürüyor.
“siz müslümanlarda bu şefkati evrenle paylaşmalısınız”
“herkese şefkat göstermeli şefkatin sıcaklığı ile benlik buzlarını eritmeli ve insanları bu şefkat vasıtasıyla dine çağırmalısınız”
“ama nerede şefkat nerede günümüz müslümanları”
gene klasik topluma kızıp, cemaaate fırça atan hoca tipi dedim içimden.
ama bizim cemaat şerbetli böyle hocalara karşı
“sizde haklısınız tabii “şefkatmi gördük şimdiye kadarki şafkat dağıtalım insanlara diyebilirsiniz”.
“annemizden sopa, babamızdan sopa ,okulda sopa,askerde sopa”. ” bize ne verdiyseniz bizden onu isteyin ama şefkati asla” diyebilirisiniz.
Bu sizin suçunuz değil ! Halkına muhabbetle değil baskıyla yaklaşan devletin suçu, sizi tanımayan sizden beslendiği halde sizi hiçe sayan, üstüne üstelik zorbalık yapan devlet aygıtı üretiyor maalesef bu sorunları. Bu hoşgörüsüzlüğü”
Ahmet hoca coşmuştu.
Nice ateşin hatipler çıkaran bu kürsüler zincirleri kıran bir hocayla yeniden tanışıyordu sanki.
Bende heyecanlanmıştım ama heyecanın değil verilen sözü tutmanın zamanıydı.
Ahmet Altanı uyarmaya çalıştım bir iki işaret falan yaptım ama nafile.
Anlamıyor yada anlamazlıktan geliyordu.
Belkide anlamıştı ama nasıra basmayı seviyordu.
devam etti ateşin vaazına
“Evliya çelebinin meşhur vakasıdır hepiniz bilirsiniz.
Rüyasında peygamberimizi görür,
“şefaat ya resulallah” diyeceği yerde heyecandan “seyahat ya resulallah” der ve bu duanın bereketi ile asırları etkileyen meşhur seyahatlerını ve seyahatnamesini yazar.
bende o kutlu kapıya çağırılsaydım
ben “cesaret ya resulallah” derdim
bu gün müslümanların en çok ihtiyacı olan şey cesarettir.
bu cesaret asırlık dertlerine deva olacaktır.
bu cesaretle müslümanlar kendilerine vurulan batının prangalarını kıracaklar. Bu cesaretle Türkiyede de pek çok sorun çözülecek.
Cesaret edemeyen, söz söylemeyen insanların hakkı hayatı olmadığını gördük. Cesaretli olun rızkı veren Allah,
cesaretli olun Alemi eviren çeviren Alllah.
Cesareti olmayan insanlar ezilmeye mahkumdur.
korkularınız sizin sonunuzu hazırlıyor.
Korku damarı en kuvvetli damarınız olmuş, hakkı söylemeye çekiniyorsunuz. Haksızlık karşısında susmayın.
Cesaretli olun zincirlerinizden başka kaybedecek neyiniz var. “
Ben mecbur kaldım müezzine “evladım, başla ” dedim
müezzin kürsünün mikrofonunu kapattı.
Hemen ilahiye başladı.
“hakkın habibinin sevgili dostu
yemen ellerinde veysel karani”
Ben de kürsünün yanına vardım
“hocam adet böyle;
hoca bir ilahi okuyup sonrada bayram namazını tarif edecek.” dedim
Ertesi gün gazetelere korkumdan bakamadım Acaba Türkiye karıştıştı mı bilemiyorum.
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır