er K.E. kimdir
26/12/2007 -Kategori: mizah
Tarih:12/11/2006
Sayı:5007/2
Konu: İlgili yazınız
Sayın Müdürüm,
Bize gönderdiğiniz yazıda Er K.E. ile ilgili çalışmaların ivedilikle bitirilerek bir an önce şirkete teslimi diye yazmışsınız.
Ancak deneme aşamasında olan makinamızda henüz muhtelif sorunlar giderilememiştir.
Öncelikle atatürk ilke ve inkılaplarına bağladığımız (sizin emirleriniz doğrultusunda) makinamız çeşitli noktalara geldiğinde istemsiz hareketler yapmaktadır.
Örneğin: ilkeler bölümünde makinamız devletçilik ilkesine geldiğinde zangırdamakta, laiklik ilkesine geldiğinde ise istop etmektedir.
Laiklik ilkesinin ayarını verilen talimatlardan daha düşük ayarlara ayarladığımız halde makinamız orada istop etmektedir.
Efendim birde dediğiniz ayrlara getirirsek sanırım makina dağılacaktır.
Yani burası makinanın püf noktasıdır diyebiliriz.
Efendim biz çeşitli ayarlardada denedik ancak bir türlü orada verim alamadık.
Bu konuyu icadı bize getiren Er K.E. ile görüşmeliyiz.
İnkılaplar bölümünde ise bizi şapka bölümü düşündürmektedir.
Harfte sıkıntı yok, şıkır şıkır işliyor, takvimde iyi ancak bu kıyafet bölümüne geldiğinde makinamız , enteresan bir hal aldı. önce melül melül gözlerimize bakar gibi bir hal aldı daha sonra ise ilginç sesler çıkarmaya başladı.
Biraz dinledik efendim sanki makina bizimle konuşuyor gibi bir hisse kapıldık.
Maazallah öyle sesler çıkarıyor ki efendim çıkardğı sesleri buraya yazmaktan ben hicap duyuyorum.
Arkadaşlarımızı garip bir haleti ruhiyeye soktu.Adam desen adam değil, ama çıkardığı sesler yenilir yutulur cinsten değil.
Makina dilinden anlayan birisi varsa birisi buraya gelirde şu makinayı bir dinlerse efendim iyi olacak Zira arkadaşlardan birisi dayanamayıp makinayı kırıyordu.
Zor aldık elinden.
Yani efendim, biz mühendisler olarak makinayı ilan tarihinin biraz daha ertelenmesini mezkur sıkıntılar giderildikten sonra piyasya sürülmesini öneriyoruz.
yinede son karar sizin..
efendim bir diğer mevzuda Er K.E. niçin benim ismim açık şekilde yazılmadı ve şifreli olarak tanıtıldı diye soruyormuş.Bu konuda kendisi ile görüşürseniz iyi olacak zira ben geçtiğimiz görüşmede bunun sebebini ustan hem benim icadımı başkalarına gösterdin diye sena bir sıkıntı olmasın diye öyle yaptık dedim ama pek ikna olmadı.
zaten ustası makinadan bahseder bahsetmez kendisini aramış bunu senden başka kimse bilmiyordu demiş.birde siz görüşüp Er K.E.yi ikna etseniz iyi olacak. çünkü bize pekte hoş olmayan tehditlerde bulundu.
bilgilerinize arzederim efendim.
saygılarımla
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
şarap mücadeleniz geri kalmış uluslara örnek olacak
26/12/2007 -Kategori: mizah
Türkiye Tüm Şarapçılar ve Sokak Adamları Derneğinin Komuoyuna Duyurusudur:
Saygıdeğer Halkımız,
Biz Türkiye Şarapçılar ve Sokak adamları olarak haftasonunda meydana gelen olaylardan sonra olağanüstü toplanarak aşağıdaki kararları aldık.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur:
1- Türkiye bir meyhanedir, meyhane kalacak.
2- Türkiyenin tüm sokak, cadde, liman ve park alanları üzerindeki haklarımız kısıtlanamaz.
3- Şarapçılara kırdığınız şişeleri toplayın baskısı yapılamaz.
4- Şarap içenlere karşı toplumun tutunduğu tavır kabullenilemez.
5-Üsküdar meydanında yapılan mitinge katılarak bizizm haklarımızı savunan protestocular şarap kahramanı ilan edileceklerdir.
6- 18 Kasım günü Şarapçılar günü olarak kutlanmalı ve Resmi kutlama listesine dahil edilmelidir.
6- Bu ayaklanamanın mimarının heykeli som mermerden deniz kenarına elindeki şarap şişesini yoldan geçenlere ikram eder vaziyette dikilecektir.Heykel kız kulesinin karşısısına dikilecektir.
7- Üsküdar’ın şarapçı ayyaş takımının kutsal mekanı olan Salacak yamacındaki kırmızı boyalı köşk derneğimize genel merkez olarak verilmelidir.
8- Nara atma hakkımız kısıtlanamaz.
9-Bazen mangal yakıp, balık ızgara ile midelerimizi şenlendirmek isteğimiz üsküdarın tarihi ve turistik yapısı bahane edilerek kısıtlanamaz.
10- İçkilerimiz tükenince yoldan geçenlerden para isteme hakkımız engellenemez…
11- Para vermeyenlerle giriştiğimiz mücadele bir hak arama çabasından başka bir şey değildir.12- Harem tarafındaki set üstümekanı sit alanı ilan edilmeli ve şarapçılara teslim edilip geri çekilmelidir.
13-Çoğu lise çağında olan buranın müdavimi gençler, okullarını asıp buraya gelip şarapçılık antrenmanları yapmakta gelecek şarapçı hayatlarına bir basamak teşkil etmektedirler. Bunların eğitimleri derneğimize verilmeli ve şarapçı bir neslin temelleri yine erbabından öğrenilmelidir.
13- Harem otogarının çevresindeki yeşil alanlarda içkinin yanında tiner çekenler, haplananların olduğu için o yerlerden akşam vakti geçmek derneğimizin izni ile olmalıdır…
11-Üsküdar’daki Paşalimanı üstündeki Fethi Paşa , Çubuklu’daki Hıdiv korusu ve Çamlıca’daki belediye tesislerinde içki yasaklarıda kaldırılmalı içmek isteyenlere belediye hayrına içki dağıtmalıdır.
12- Kusmuk temizleme makinaları hizmete sokulmalı sit alanları sık sık temizlenmeli
13- şarapçılar laik kahramanlar olarak görülmeli, laikliği korumak eşittir şarapçıları korumak felsefesi hakim kılınmalıdır.
şarap kahramanları
heykeli dikilesi insanlar
kim tutar sizi
türkiye meyhanedir meyhane kalacak
sizin şarap mücadeleniz geri kalmış uluslara örnek olacak Yaşasın Üsküdar’ın şarap içen garibanları, kahrolsun onlara içki yasağı koyanlar !
Yaşasın her türlü rezalet çıkaranlar, kahrolsun “ağır olun molla desinler” diyenler!Tüm dünya şarapçıları birleşin…
Saygılarımızla..
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
resimlerimin basına yansıması hakkında
26/12/2007 -Kategori: mizah
prof. dr. irtica sevimlicanavar
Saygıdeğer okurlarım,
Burada yazılarıma başladığım gün basına resmimin sızdırılması sizce ne anlama gelir?.
Önce şu resme bir bakalım ve şu mektubu bir okuyalım.
Şimdi İstanbul Fatihten bir okuyucumuz soruyor:“Merhaba sayın hocam,
Yazılarınızı zevkle takip ediyorum.Benim sizlere bir sorum olacak.Hakkınızda çıkan iddialar var.Bunların başında geçenlerde uzaya fırlattığınız füze geliyor.bu konu hakkında görüşleriniz almak isterim.saygılar efendim.”
Evet muhteremin sorusu böyle.Hemen cevapamaya çalışalım.Bismillahirrahmanirrahim.Öncelikle muhteremler şunu belirteyim ki füze fırlatma olayı doğrudur.Basında çıkan fotoğrafları inkar etmiyorum. Fotoğrafta solda ki kişi benim.
sağdakini daha sonra açıklayacağım. Evet bir füze fırlatması olayı yaşadık.
Bunun detaylarını ve neden fırlattığımızı müsaade ederseniz hemen açıklayacağım.
Efendim sadece ismimin irtica olmasından kaynaklanan bir nedenle bendeniz üniversitedeki görevimden uzaklaştırıldım. Ancak hayata küsmedim.
İlmi çalışmalarıma kandi evime kurduğum laboratuarlarda devam ettim.
Ülkeme faydalı olabilmek için gece gündüz çalıştım ve sonunda bu aşamaya geldim.
Bu fotoğrafı o gün arkadaşlar bir hatıra olsun diye çakmişlerdi.
Efendim bu füzeyi niçin fırlattınız diye soracak olursanız; efendim füze niçin fırlatılır?
Gözlemlemek için tabii ki.
Neyi mi?
Efendim ülkemizin birinci problemi olan irticayı tabii ki…..
Bendeniz bu füze vasıtasıyla ülkemizdeki her türlü irtica olayını inceleyecek, neyin irtica olup olmadığını şıp diye anlayacağım.
elbette bazıları bu durumdan tırsıyor olabilirler.
Çünki iddialarının geçersizliğini yüzlerine vuracağım,onları ofsaytte yakalayacağım ve bu füze sayesinde sayın okurlarım artık rahat uyuyabileceksiniz.
24 saat gözlem yapan uydumuz artık irtica goygoycularının bütün oyunlarını tarümar edecektir.
Evet muhteremler, bu iş böyle…
İlk günden basına sızdığı iyide oldu….
Ayaklarını denkalsınlar…….
Fatihli kardeşim…..
Sende rahat uyu.
Yalnız yatmadan önce yapman gereken duaları biliyorsun değil mi?
3 ihlas,felak nas okunur ele üflenir ve bütün vücut bununla sıvazlanır..
Sabah namazlarını kaçırmayın, dediğim duayı yapın, Allahtan başka hiç bir şeyden korkmayın, saygıdeğer okurlarım
Bendeniz tarassuttayım efendim.
selam ve muhabbetle…………………
prof. dr. irtica sevimlicanavar
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
prof irticanın ilk yazısı
26/12/2007 -Kategori: mizah
Sevgili Okurlarım,
Yıllardır yayın hayatından uzak durduktan sonra artık bu suskunluğa bir son vermek amacıyla, gelen teklifleri de titizlikle değerlendirerek,tekrar yayın hayatına dönmeye karar verdim.
Bilindiği gibi hakkımda ortaya atılan vardır, yoktur, tehdittir, değildir, rüyalara girer girmez türünden iddialardan çok sıkıldım ve artık hakkkımdaki iddialara, üretilen efsanelere cevap vermeye karar verdim.
Gelen pek çok teklifi değerlendirdikten sonra Türkiyenin Resmi İrtica Sitesinin teklifini kabul ettim.Sempatik çehresi, yüksek reytingi ve en önemlisi bütün mürtecilerin ortak buluşma noktası olması benim bu kararı almamda etken oldu.
Bende bilimsel içerikli yazılarımla huzurlarınızda olacak çeşitli saplamalarda bulunacağım..
Sadece bilimsel yazılarımla kalmayacak, sizlerden gelen sorularıda bir bilimadamı olarak cevaplar vereceğim.. örnek sorular nemidir? : Efendim irtica hortlar mı?, dokunsak bulaşır mı?, gibi gelenekel sorular olabileceği gibi, efendim güncel irtica soruları da olabilir. bendeniz bütün sorulara büyük bir titizlikle cevap vermeye çalışacağım.
Sevgili okurlarım;
Bana ayırılan sayfalarda haftanın çeşitli irtica olaylarını değerlendirecek, sizlerden gelen şikayetleri inceleyecek ve bir bilimadamı olarak bunları titizlikle değerlendirerek sonuçlarını sizlere açıklayacağım. sayın hocam bunları nasıl inceleyeceksin derseniz, söylemesi ayıp geçen hafta yapımı tamamlanan laboratuarımda son sistem mercekler, teleskoplar,mikroskoplar veburaya yazmamın diğer bilim adamlarını kıskandıracağını bildiğim için yazmadığım, bazıları kendi icadım olan aletlerle her türlü irtica olayını tahlil edecek inceleyecek ve sonuçlarını sizlere sunmaya çalışacağım.
Haftanın mürtecisi, haftanın irticası ve haftanın geyiği, haftanın yobazı bölümleri ile yine sizlerin huzurlarınızda olacak bu şahısları- yine sizin önerilerinizi de dikkate alarak- seçecek ve kendilerine çeşitli puanlamalar vereceğim..
Saygıdeğer okurlarım, burada ilk yazıma son verirken hepinizi sevgi ve muhabbetle kucaklar, sizlere bol irticalı günler dilerim..
haftaya görüşmek dileğiyle ..
Not:Bana ulaşabileceğiniz ve sorularınızı göndereceğiniz yer neresidir derseniz aşağıdaki kutuya sorularınızı atın ben alırım….
selamlar..
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
sabah namazına nasıl kalkılır
26/12/2007 -Kategori: guncel
Nasrettin Hocanın oğlundan babasına mektup gelir.
Mektubu hoca yanındakilere okurken, mektubun şöyle bittiğini görürler.
”4 vakit namaz sonrası sağlığına duacıyım.”
Etrafındakiler gülüşür,” hocam senin oğlan vakitleri 4 zannediyor.”derler
Hoca hiç bozuntuya vermez.” bizim kerata sabah namazlarına kalkmadığı için dört vakit sonrası dua ediyor” der.
Son zamanlarda hükümetin saatleri bir saat geriye çekme tasarısı var.
Böylelikle sabah memurlar sekizde değil yedide işbaşı yapacaklar böylelikle enerji tasarrufu sağlanacakmış.
Yaparlar mı yapmazlar mı bilemem ama bildiğim bir şey var;
Küresel ısınma nelere kadirmiş.
Sabahın en bereketli vakitlerini uyuyarak geçiren bir millete zorakide olsa sabah namazına kaldıracak, tasarruf bahanesiylede olsa sabah namazına kalkacağız.
Sakın bu irticai bir kanun olmasın.
Medyamızın aklı evvellerinden hiç biri bu konuya değinmedi yadırgadım doğrusu.
Şöyle bir manşet iyi giderdi:
Millete zorla sabah namazı:
Hükümet zorla milleti sabah namazın kaladırmak için elektrik tasarruf bahanesiyle bu yasayı çıkarıyor.
Gönül koyarım birisi böyle yazmassa.
Yada hiç eleştirilmezse acaba bir yanlışlık mı var diye şüphelenirim.
Geçen gün anlattığımız sadrazamı hatırlayınız.
Bu memleketin nefsi emmaresi yani devamlı kötülüğü emreden nefsi bu işe ses çıkarmıyorsa ben bu işe şaşırırım.
Mutlaka bir bit yeniği vardır diye.
Bu milleti niçin erken kaldırıyorsunuz kardeşim, niyetiniz nedir hepimizi zorla sabah namazına mı kaldırmak.
Sabahın köründe kaldırıp işbaşı yaptıracaksınız milleti.
Gerçi memleketimiz memur memleketi şu söylediklerim pek çoğunun hoşuna gitmeyecektir.
Ama şu gerçeğide unutmamak lazım:
Ardahanda çalıştığım yıllarda saat 5:30 civarında doğan güneşe ve 3:30 da kararan havaya bakar şaşırırdım.
Bu memleket niçin böyle neden her şey izmire yada istanbula göre ayarlanmış.
Yada sabah haberlerine uydudan bakarken İtalyan televizyonlarının sabah haberleri ile Türk televizyonlarının sabh haberleri aynı saaate gelirdi.
Derdimki ya onlar çok aptal ya da bizimkiler.
Ya onlar çok erken kalkıyorlar ya da biz çok geç kalkıyoruz.
Almanyadan gelen tanıdıklar saat dokuzda açılan dükkanlara bakarlar ve “bu memleket bey memleketi, Avrupada gece beşte hayat başlar “
diye söylediklerinde de şaşırırdım yine.
Düzelteceklermi düzeltemeyeceklermi bilemem ama ben rahmetli babaannemden öğrendiğim bir iki şeyi sizlerle paylaşarak yazıma son vereyim.
“Sabahın aydınlığı bereketin dağıtıldığı vakittir.”
Koyunların birer birer doğurmalarına rağmen üreyip artmaları, köpeklerin dokuz on yavru doğurmalarına rağmen çoğalmamalarına sabah uykusunu örnek verirdi.
“Mahlukatın rızkı bu saatte dağıtılır. O saatte uyanık olanlar bu rızıktan istifade eder, uyuyanlar ise mahrum kalırlar.”
bu konuyla ilgili bilimselde takılabiliriz.
hatta göz hastalıklarını tedavi ettiğini söyleyebiliriz
dinselde takılabiliriz.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
kurt adamlar ülkesi
26/12/2007 -Kategori: guncel
Gündüz gülümseyen çehrelerle bir birini selamlamalar;
“Ooo, Alper Tunga bey, nasılsınız?”
“Sağol Alekber bey siz nasılsınız?”
Birbirimizin hoşuna gideceğini umduğumuz cümlelerle mukabeleler:
“Çok şükür efendim, sağlığınıza duacıyız”
“Tünaydın Çağdaş bey!”
“Sabahı şerifiniz hayırlı olsun Abdulaziz bey!”
Ve bir birimize karşı iltifatlar:
“Felancalar aslında çok dürüsttür”
“Tanıdığım feşmekancalar çok dost canlısı insanlar”
Gündüz böyle bir birine iltifatlar eden bir milletin, akşam olunca dolunayla kimlik değiştiren kurt adamlar haline gelip bir birlerine nefretler kusmasına ne demeli..
Sabah karşılaştığımız ve görüştüğümüz, selamlaştığımız insanlardan kendi dost, akraba, ahbab, klik, mezhep, yada etnisite meclislerinde toplandığımızda aslında onların ne kadar kötü ve tehlikeli kişiler olduğunu bir birimize tekrar eder, ezberlerimizi bir birimize okuruz:
“Kürtler hızla çoğalıyor, ülkeyi ele geçiriyor.”
“Aleviler bütün köşe başlarını tutmuş, devlet daireleri onların ellerinde”
“Yeşil sermaye bu sene şu kadar kar etmiş, Türkiyeyi satın alacak güce erişmiş.”
“Kafkasyalılar bir birlerini önemli konumlara getiriyormuş.”
“Tarikatçılar bazı kurumlarda tek söz sahibi”
Evet, sabahlayin meziyetlerini takdir ettiğimiz insanların akşamları bu şekilde tehlikelerinden bahsetmek, fantastik filmlerdeki kurt adamları çağrıştırıyor.
Ya sabahları yapmacık davranıyoruz, ilmi siyaset deyip onlarla muhabbet,gırgır şamata yapıyoruz yada akşamlar çok fena gaza geliyoruz.
Ve genelde hep şu cümleleri kendi kendimize itiraf ederiz:
“Felancalar hakkında şöyle denir ama bu adam onlardan olmasına rağmen öyle değil, çok iyi bir insan.”
“Yani dokunduklarımız, tanıdıklarımız iyi ama tanımadıklarımız kötü, pek fena.”
“O yüzden bu ön yargılar kesin doğru..”
Bir milletin en önemli kayıbı birbirine güvenini kaybetmesidir.
Emin olun o güveni bulduğumuz gün Türkiyenin altında en değerli petrol yataklarının, en değerli doğal gaz yataklarınının, en değerli altın, zümrüt, zebercet, bor,toryum, uranyum yataklarının bulunmasından daha değerli bir madeni keşfetmiş olacağız.
İşte o güven madeni bize yitirdiğimiz dünya hakimiyeti anahtarlarını kazandıracaktır..
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
5. boyut atinadan bildiriyor
26/12/2007 -Kategori: guncel
Reha Muhtar yakından tanıdığımız bir kişilik.
Onu hayatımızdan çıkardığımız gün düğün dernek bayram etmiştik.
Eğer televizyonda bir gün görmezsem kurban keseceğim diyenlere rastladım ben.
Levent Kırca parodilerinde onun Atina muhabiri olduğu günleri hatırlatarak, Yunanistana savaş açmak yerine Reha Muhtarın tekrar Yunanistana gönderilmesini teklif ediyordu. Zira bir savaş kadar yıkıcı olur Yunanistan için diyordu..
Her şakanın içinde birazda gerçeklik payı vardır.
Hakikaten de reha muhtarın Türkiyede yaptıkları bir savaş kadar yıkıcı olmuştu Türkiye için.
Türkiyeye magazin haberciliği beyefendi sayesinde gelmişti.
Bir ibo haberi, bir köpek haberi, bir pire ferhat haberi, tekrar hülya, bir kedi haberi, bir de uzun halilibo şeklinde giden haber sıralamasını ezbere bilirdik.
Ekrandan karşısında sağır varmış gibi bağırarak konuşan spikerlere ve yıllarca süren uyduruk haberlere o kadar alışmıştık ki,yabancı kanallarda haber vesaire izlerken bir su şırıltısı dinliyor gibi hissederdim kendimi. Bizimkilerin ilkelliğini de o zaman daha iyi anlamıştım.
Millete özürlü muamelesi yapan bu insanların hep kötülükleri olmuyordu tabii.
Mesela samsunda üç yaşında bir çocuk sadece show tv haberlerini izleyerek okuma yazma öğrenmişti.
Zira aynı cümleyi bağırarak söylüyor, sonra daktilo efekti ile takır takır ekrana yazıyor sonra bir daha tekrar ediyordu.
Evet bu durumda azıcık beyni olan bu haberi ezberliyor,çocuklarda bu kadar tekrardan sonra okuma yazmaya başlıyorlardı.
Azerbaycanlı birisininde onun için “bu kişiye men saksağan deyirem, hemişe pis haberler verir” diyerek kısaca onu özetliyordu.
Konumuz Muhtar değil elbet.
Reha Muhtar efendi meğer köşe yazarlığıda yapıyormuş.
Vatan gazetesinde vatanı kurtarmaya devam ediyormuş
-şu kurtarıcılardan bizi kurtar Allahım-
Hazret buyurmuşki televizyonlarda Sırlar Dünyası, Kalb Sözü(aslı gözü), Beşinci Boyut gibi programların 21:45 gibi erken saatlerde yayınlanması çoluğun, çocuğun aklını çeler, çocuklar bu gibi proğramların zararından korunmalılar.O yüzden bu proğramlar erotik yayınlar gibi zararlı kabul edilmeli, ille zararına katlanırım ben arkadaş diyen olursa gece yarısından sonra kalkıp seyretmeliler.
“Aslında bu proğramlar tamamen kaldırılmalı diyeceğim ama biraz demokratik olayım” diyerek böyle fikredermiş.
Beyefedinin en çokta gücüne beşinci boyut proğramında Kıbrısta şehit olan Salihin ruhunun ortalıkta gezmesi dokunuyormuş.
Bazı ruhlar vardır ki, fedakârlık timsali, olgun ruhlardır. Her hareketleriyle hal insanı olduklarını belli eden bu ruhlar için doğruluk, cesaret, fedakârlık ve ahde vefa; her ne şart altında olurlarsa olsunlar, taviz vermedikleri vasıflardır. Onlar, yaşatma sevdasıyla yaşama zevklerinden vazgeçmiş ve hayatlarıyla abideleşmiş müstesna ruhlardır.
“Her hafta program izleyen milyonlarca insan, karşısına çıkacak olaylarda ŞEHİT SALİH’İ YOL GÖSTERMESİ İÇİN ARARSA NE OLACAK?..”
Çocuklarımız selena, sihirli annem dizlerini seyredince peri ararlarsa ne olacak? yada örümcek adam,-o hidayete ermişti sahi- betmen,vatman, vutmen gibi kahramanların yollarını gözleseler mesela….yada temel reis vs gbi çizgi film kahramanlarını bekleseler…
Reha beyin bir başka endişesi ise bu;
“Ama el insaf…Bu programların yayın saati Sırlar Dünyası’nda olduğu gibi 19.45 mi olur, ya da Beşinci Boyut’un yayınlandığı 21.30’da mı?..”Burada Reha beye selena, cino,sihirli annem gibi bilumum sihir içeren dizilerin yayın saatlerinin 18:00, 16:00, 20:00 olduğunu hatırlatayım dedim.
Belki onlar içinde bir yazı kaleme alır.Aklına gelmemiştir belki bu diizler laikliği zedelemiyor diye.Çünki o dizilerde mini beyinlere güç sahibi olmak için peri olmak gerektiğinizi öğretiyorlar.Aslında benim takıldığım konu başka;Bizlerde millet olarak takdir etme diye bir şey yoktur.
Bu diziler sosyal hayatımıza çok faydalı olmuştur. Burada işlenene konular hep sosyal hadiselrdir.
Anaya babaya hürmet, hırsızlık yapmama, akrabayla ilgiyi kesmeme,dürüstlük, haram lokma yememe, töre cinayetlerinin kötülüğü, kız çocuklarına karşı ayrım yapmama gibi toplumun ihtiyacı olna her şeyi bu dizilerin temel konuları aslında.
Ama binbirgece dizisi gibi fahişeliğin kutsandığı,içki, kumar ve benzeri hayat tarzının özendirildiği,insanlığın değil paranın önemli olduğunu vurgulayan diziler takdir görürken böyle dizilerin yasaklanma yada izlenemez hale getirilmesini teklif edenler kına yaksınlar…
Bu 5. boyut, kalp gözü,sırlar dünyası dizilerini herkesin takdir etmesi lazım.
Örnek yine Azerbaycandan:
Stv haber ekibine Azerbaycanlı bir manav sırlar dünyasını seyrettikten sonra ölçü ve tartıda hile yapmamaya başladığını artık vazgeçtiğini söyleyerek teşekkür ediyor.
“Şehitlik gibi kutsal bir mertebeyi ruhlarla karıştırıp, çoluğun çocuğun aklını karıştırmanın ne alemi var?..”
Bu şehitlik meselesi ayrı bir yazı istediğinden onuda başka bir gün ele alalım inşallah..
Beşinci boyut hakkında daha fazla bilgi için: http://www.besinciboyut.biz/
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Böyle buyurdu zerdüşt
26/12/2007 -Kategori: guncel
Meşhur bir Karakuşi hikayesi vardır.Hırsızlık yapmak için bir eve giren bir adam evden çıkarken pencerenin eğri çakılmasından dolayı düşer ve ayağı kırılır.Yavuz hırsız soluğu Karakuşi Efendinin yanında alır.Derki efendim ben felan adamdan davacıyım. Penceresini güzel yaptırsaydı benim ayağım kırılmayacaktı. Hakim adama senin gece vakti pencereden çıkma nedenin neydi diye sormadan ve hemen ev sahibini çağırarak “bu adamın ayağının kırılmasından sorumlusun” der ve ceza kesmek ister. Ama ev sahibi” Benim bu işte kabahatim yoktur” der ve “pencereyi çakması için yeterli para verdiğim adamın hatasından dolayı ayak kırılmıştır” der.Karakuşi Efendi marangozu çağırır, marangoz suçun kendinde olmadığını, o sırada oradan geçmekte olan bir kadına gözünün takıldığını,dolayısıyla suçlunun kadın olduğunu söyler. Kadın suçu kumaşçıda, kumaşçı ise boyacıda bulur.
Karakuşi Efendinin artık sabrı kalmamıştır.Boyacıya hiç soru sormadan derhal asılmasını emreder. Ancak boyacının boyu uzun olduğu için darağacında idam edilemez.Bunu öğrenenKarakuşi;” uzun boylu boyacıyı bırakın kısa boylu bir boyacı bulun ve asın” der.Mehdi Zana tarafındanİslamın kürtlerin geri kalmasından sorumlu tutulduğunu öğrenince aklıma bu hikaye geldi. Bu sözlerin benzerini sonradan hristiyan olduğunu öğrendiğimiz bir rektörümüzün sarfettiğini sizlere duyurmuştuk. Demekki fikirler denk olunca kırılan potlarda denk oluyor.
İşte kısaca özetlediğimiz bu hikaye Kürtlerin yada Türklerin geri kalma nedenleri arasında İslamiyetin suçlu bulunmasına hüküm verdiren olaylar zincirini açklıyor.Hırsıza senin orada işin neydi diye sormadan başlayan suçlu arama telaşında davayla hiç ilgisi olmayan birinin asılmasını netice veren suçlu zinciri bizi oraya götürür.Bizim çok okumuş ancak muhakeme edememiş aydınımız Avrupa filozoflarını okuyarak büyüdükleri için o kitaplarda eleştirilen dini islamiyet diye tercüme ederek Avrupanın geri kalmasında dinin etkisini İslama da fatura etmişlerdir.
Zana da benzer bir yorumda bulunmuş.”Kürtlere islam kaybettirdi”.Kominizm mektebinde yetişen Zanadanda daha kapsamlı bir teşhis okumamız sürpriz oludu zaten…
Milli takımın galibiyetlerinde aklına futbolcuların neden başarılı olduğu gelmeyenlerin her mağlubiyetten sonra faturayı futbolcuların dini hassasiyetlerine kesmeleride aynı mantık değil midir?
Cihanı on asır idare ederken seni yüceltenin islamiyet olduğunu görmezsinde kendi hata ve kusurlarından kaynaklanan geri kalmanın faturasını dinine kesmen ayıp olmuyormu?
Burada pkk kamplarında yapılan ankette en sevilen liderin zerdüşt, sonra Hazreti İsa çıkmasını da ayrıca hatırlatmak gerek doğrusu….
Maalesef iki milletin kardeşliğine en büyük darbe bunlar gibi nasipsizler tarafından vurulmaktadır.Bizim en büyük ortak paydamız olan İslamiyetle köprüler atılınca artık bizi birlikte tutacak ortak payda bulmakta zorlanırız.
Kendi tembelliğimizi, geri kalmışlığımızı,islamiyeti anlamayışımızı,adetlerimizi dinimize tercihimizi,ilimden uzaklaşmamızın nedenlerini iyi düşünelim, kendi hatalarımızı dinimize fatura etmeyelim..
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Köşkü koruma kılavuzu
26/12/2007 -Kategori: mizah
Sevimli okuyucular, şunun şurasında üç beş gün kaldı.Güzel ve sevimli köşkümüzü el alıp gidecek bize yar etmeyecek.Kimbilir hangi ellerde kimlere yar olacak bilemiyoruz.(aslında biliyoruzda bilmiyormuş gibi nağme yapıyoruz)Efendim her şey bittimi, tabii ki bitmedi.Maç doksan dakika ve top yuvarlaktır. Her an her şey olabilir.Bende şahsen bizzat kendim büyük Türk ulusuna bir hediye kabilinden malumu meçhul şahsın cumhurbaşkanı olup köşke kurulmasının önüne geçmenin sekiz yolunu yazacağımBen garip, zaif bir adam dahi böyle on bir yol tapabilirse memleketimizde ne şeytanın sol bacakları vardır, onların neler, hangi yollar düşünürler varın siz hesap eyleyin.Efendim birinci yol;Köşkün arazinin tapusunu bulabilirsek o şahıs ” Köşk babamın tapulu tarlasıdır” der, kapı gibi tapuyu gösterdir ve direkmen köşke çıkar.Hiç kimsede itiraz edemez. Adamın babasının tapulu tarlası kardeşim, kim ne diyebilir?
Di mi ya efendim bu durumda efendim marş marş…
Herkes evlerindeki eski sandıkları bir kurcalasın bakalım,
Gün doğmadan meşime-i şebden neler doğar.
Efendim ikinci yol;
Köşkte son günlerde hazırki reisi cumhurumuz sık sık cin çağırma merasimi yapar, son günlerinde ise malumu meçhul şahsı yatıya davet ederek;” efendim burası perilidir,size yaramaz,oturun evceğinizde akıllıca” deyerekten cinler ve perilerle korkutaraktan efendim o şahsın köşke çıkması kendiliğinden engellenmiş olur. Böylelikle Türkiyede büyük bir tehlikeden kurtulur..Üçüncü etkili yol;
Efendim malum şahıs uzun boyludur.Köşkte hemen acil bir tadilata gidilerek köşkün bütün kapıları bir altmış boyundaki hazırki reisin boyuna ayarlanır ve şahıs uzun boyuyla köşkte yaşayamayacapını anlayınca kendiliğinden vaz geçer.
Dördüncü etkili yol:Köşk yıktırılır..Evet köşkümüzün yaban ellere gitmesindense yıkılması evladır. Köşk yıkılır böylelikle hiç kimse de köşke çıkamaz istediğimiz bir çoğunluk mecliste yer alınca köşkü yeniden yaptırırız. Zaten demode olmuştu..
Beşinci yol;
Köşke çıkan bütün elektrik direklerine darağacı süsü verilir,malum şahsın bunu görmesi sağlanır,direklerin herbirine şimdiye kadar köşke uzaktan yakından ters bakan bütün siyasetçilerin posterleri asılır.Adnan menders, Ali Fuat Başgil gibi ders alması sağlanır. Belki imalarımızdan bir şeyler anlayarak oranın kendisinin yeri değil renkli değil süt beyazı bir Türkün yeri olduğunu anlayaraktan bu sevdadan vaz geçer..
Altıncı yol;
Köşkün devir teslim yapılacağı zaman hazırki cumhurbaşkanı sevk alır, rapor patlatır ve tebliğatları hiç bir şekilde kabul etmeyerek engeller. Malumdurki raporu cumhurbaşkanı bile bozamaz o yüzden kendisi de bozamaz bu biraz meşakkatli yoldur uzundur felan ama etkilidir.
Yedinci yol;
Evet bu yolda etkili bir yoldur.Köşke yerleşecek şahıstan sağlık raporu istenir. sağlığında en ufak bir rahatsızlığı olanın Türk milleti gibi sağlıklı bir halkı temsil edemeyeceği kibar bir şekilde hatırlatılır.
sekizinci yol;
Köşkün arazisine büyük bir hara yaptırılarak her tarafta at beslenir. Attan düşen malum şahıs atları görünce ürker ve köşkten vazgeçer.Attan düşme fotoğraflarıda köşkün duvarlarına yapıştırılarak hatırlaması sağlanır.
Benim önerilerim bunlar .Daha fazla önerisi olan varsa onlarda yazabilirler.
Kalın sağlıcakla,
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
pek latif bir mevlid gecesi
26/12/2007 -Kategori: guncel
Bu sene büyük mevlit şöleni için İstanbul süsleniyor.
Dünyanın bu en büyük ve en itibarlı törenin görebilmek için milyonlar İstanbul akın ediyorlar.
Şairler, semazenler ve her ülkenin kendi sanatçıları akın akın İstanbula gelmeye başladı bile.
Önce gösteriler olacak sonra Efendimize yazılan şiirler, naatlar okunacak.
Sonra bu gün için bestelenen müzikler seslendirilecek.
Yarışma bu bestelerin oylanması ile gerçekleştiriliyor.
Herkes bu lahuti gecenin büyüsüne kendisini kaptıracak.
Her ülke kendi gösterilerinin beğenilmesi için azami gayret sarf ediyor.
Zira birinci olan ülke gelecek sene Mevlit Kandili şölenini ülkesinde organize hakkı kazanacak.
Bu ise bir ülke için en büyük onur sayılıyor.
Bu büyük şöleni organize hakkı ile beraber Efendimizin kutsal emanetlerinden “ayak izi” o ülkeye götürülüyor ve o ülkenin en önemli müzesinde bir sene gösterim hakkı kazanıyor.
Bu sembolik olarak Efendimizin o ülkeye ziyareti anlamı taşıyor.
İşte o yüzden bütün dünya ülkeleri bu özel ödülü ülkelerine götürme heyecanı ve tatlı telaşı içindeler.
Bu senenin sürprizi ise Türkiye’nin ilk defa deneyeceği lazer ışıkları ile peygamberimizin bereketli isminin bütün dünyadan görülecek şekilde uzayda yazılması olacak.
Bu ışık görüntüsü ile efendimizin ismi nakşedilecek ve o saatte gece olan her ülke bu görsel şöleni izleyebilecek.
Bu konuda çok heyecanlı olduklarını söyleyen Türkler gökyüzünde her ülkenin lisanı ile Efendimizin ismini yazacaklarını ve artık “Muhammed(S.A.V)” asrının bütün dünyaya egemen olduğunun bir kanıtı olacağını söylüyorlar. Yine bir ilk olarak Efendimizin bir beyanı olan benim ismim güneşin doğup battığı her yere ulaşacaktır hadisini gerekleştirme amacını taşıdıklarını söyleyen Türkler bu görsel şölenle bu gösterile belkide bu müjdenin gerçekleşebileceğini söylüyorlar. Çılgınlıklarına bir yenisini ekleyecekleri anlaşılıyor.
Bütün dünya bu çılgın gösteriyi heyecanla bekliyor.
Bu seneki gösterilerin muhteşemliğine bir örnek olarak bu sene özel yapılan platformda gerçekleştirilecek.
Dünya televizyonlarının hepsinin canlı yayınlayacağı bu seneki gösteriler Türkiye’nin bir nevi teknolojik reklâmına da şahit olacak.
Tekrar yarışmalara dönersek geçen sene Bosnalıların elinden kıl payı farkla kazandıkları şiirin Azeri bir şair tarafından yazıldığı anlaşılan Türklerin biraz moralleri bozuk.
Bu söylentilerin kendilerini üzdüğünü söylüyorlar.
Bu sene çok iyi hazırlandıklarını ve yarışma kurallarının değişmesi gerektiğini söylüyorlar.
Zira ödülün iki sene üst üste aynı ülkeye gitmesinin yasaklanması, Türklere göre haksızlık.
Bu sene Latin Amerikalıların İslam’la şereflenmeleri ayrı bir heyecan katıyor törenlere.
Zira beş Latin Amerika ülkesi birlikte törenlere katılmak için başvuruda bulundu. Bu ülkelerin sürpriz çıkış yapabilecekleri tahmin ediliyor.
Evvelki yılda yapılan törenlerde yeni Müslüman topluklardan Taylandlıların naatları en duygusal bulunmuştu.
Evet bugün İstanbul’dan size aktaracaklarımız bu kadar.
İRT- Alemşümul Televizyonu -İstanbul
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı